“Eşim beni aldattı.” diyen bir okurumun sorusunu ve soruya vereceğim cevabı paylaşmak istiyorum. Tarafıma yöneltilen her soruya uzun ve ayrıntılı cevap verme şansım yok. Bunun için de, bir soru üzerinden benzer içerikli sorulara ayrıntılı cevap üretmenin işlevsel bir yaklaşım olacağını düşünüyorum.

“Kocam beni aldattı.” diyen hanımefendinin sorusu şöyle:

Merhaba. Benim sorunum, üç yıl önce kocamın beni aldatmış olması. Aldatılmanın etkisini bir türlü üzerimden atamıyorum. Aldatıldıktan sonra eşime karşı aşırı kontrolcü, güvensiz ve inançsız birisi oldum. İnançsızlığımı ve güvensizliğimi eşime çok yansıtıyorum. Eşim artık bu durumdan çok rahatsız. Sürekli takip edilmekten bıkmış durumda. Önceden alttan alıyordu, ama artık alttan almıyor. Lütfen bana yardım edin. Evliliğim bitmek üzere. Kendimi kontrol etmek istiyorum ama yapamıyorum. Kendimi nasıl kontrol edeceğim? Birkaç gün iyi oluyorum. Kararlı davranıyorum ama sonra eskisi gibi takip ve kontrol ediyorum. Bu arada, eşim bana söz verdi ve başka bir hatasını görmedim. Eşimi seviyorum. O olmazsa ben de olmam.

Öncelikle bir şeyi hatırlatmakta fayda görüyorum okuyucularıma: Her deneyim özneldir! Hepimiz aynı kelimelerle ifade edilen şeyler yaşayabiliriz. Mesela, hepimiz okula başlarız, evleniriz, anne-baba oluruz, hepimizin sevdiği ölür, hepimiz mutlu olur veya endişeleniriz vb. Ancak, kelimeleri kullanıyor olmamız aynı deneyime sahip olduğumuz anlamına gelmez. O yüzden, bir meseleye uzaktan bakmak durumu net olarak kavramamıza olanak vermeyebilir. Mesela soruyu soran okurumun, bahsettiği olayla ilgili derin düşünce ve duygularını bilemiyorum. Bu yüzden ben, kendi durduğum yerden meseleyi ele almaya çalışacağım. Okuyucular da kendi paylarına düşeni almaya çalışacaklar.

Tavsiye Bağlantı: Evlilik Nedir?

Aldatılma, partnerine, eşine veya ilişkisine bağlı birisi için son derece yıkıcı bir deneyimdir. Hatta psikoloji alanında araştırma yapan uzmanlar, bu deneyimin kişiye sevdiği birinin ölümü gibi hissettirdiğini söylerler. Ben de kendi psikoterapi deneyimlerimde, bu düşüncenin geçerli olduğuna defalarca şahit oldum. Aldatılan kişi, çok değer verdiği ilişkisinin yok olmasıyla karşı karşıya kalmıştır. Sevdiğiniz birinin ölümünde de kaybettiğimiz, onunla olan ilişkimiz değil midir? Annemiz ölür, ve onunla olan ilişkimiz yok olur.

Bir ilişkinin yokluğunda hissedeceğimiz duyguları, o ilişkinin bizim için ifade ettiği anlam belirler. Ne demek istediğimi, sorunun son cümlesini tekrarlayarak biraz daha açmak istiyorum: “O olmazsa ben de olmam.” Bu cümleden hareketle, sorunun sahibiyle ilgili şu varsayımlarda bulunabilirim:

Yetişkin bir insan için en temel ihtiyaç, sağlıklı, güçlü bir kendilik algısıdır. Sağlıklı, güçlü bir kendilik algısına sahip olan kişi, değer verdiği insanların hayatından gitmesiyle çok üzülebilir. Ancak yok olmaz. Kaybının yasını tutar ve hayatına devam eder. Bu, kaybettiği kişinin kaybını önemsemediği anlamına gelmez. Sorunun sahibinin, söz konusu cümlesinden hareketle, ne yazık ki böyle bir kendilikten uzak olduğunu düşünüyorum. O kendi varlığını eşinin varlığına bağlamış. Kendini eşinden ayrı bir varlık olarak deneyimlemekte zorlanıyor.

Eşinin onu aldatması, ilişkisini tehlikeye atan bir yaşantı olmuştur. Aldatılmayla, çok değer verdiği eşinin ilişkisini bitirme, yani hayatından gitme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. “O olmazsa ben de olmam.” diyen birisi için bu, yok olmak demektir.

Buradan hareketle şunu söyleyebilirim ki, sürekli eşini kontrol ederek aslında kendi varlığını kontrol ediyor kişi. Adeta şöyle bir süreci yaşıyor kendi içinde: Eşim beni aldattı mı? > Hayır? > O zaman hayatımda var? > Öyleyse ben de varım. Bunun ne kadar, dehşetengiz bir durum olduğunu anlamamız için, yok olmakla karşı karşıya kaldığımız bir durumu düşünmemiz lazım. Böyle bakınca, “O kaybeder.”, “Aldattıysa bırak gitsin.” gibi yaklaşımların ne kadar abesle iştigal olduğunu görebiliriz.

Bütün bunlardan sonra, “Eşimi kontrol etmemek için ne yapmalıyım?” sorusuna cevaben şunları söyleyebilirim:

Yukarıda açıklamaya çalıştığım çerçeveden hareketle kendinizle yüzleşmelisiniz. Bunun için, yaşadıklarınız üzerinde etraflıca düşünebilir, kitap okuyabilir ve psikolojik destek alabilirsiniz. Bu durumda insanların aklına genelde evlilik terapisi gelir. Orada da beklenti eşinin sadık biri olduğundan emin olmaktır. Ancak ben, bireysel psikoterapi desteği alınmasını daha doğru buluyorum. Çünkü, kişi açısından söz konusu olan şey, olmak ya da olmamaktır.

Terapide hedefiniz, sizi bu evliliğe bağlayan psikolojik dinamikleri anlamak olmalıdır. Terapi sonunda “Ben, güçlü bir kendilik sahibi olarak (eşimle bağımlı olmadan) bu evliliği sürdürmek istiyorum.” diyebilirseniz, kontrol ihtiyacınız muhtemelen azalacaktır. Çünkü eşinizin varlığı sizin için artık ölüm kalım meselesi değildir.

Evliliğinizi sadece “eşinizin varlığı ya da yokluğu” açısından değerlendirmeyin. Kendi beklenti ve ihtiyaçlarınıza da odaklanın. Böyle baktığınızda belki de eşinizden memnun olmadığınızı göreceksiniz. Bu durumun sonucu belki de evlilik terapisi olacaktır.

Umarım sorunun sahibi ve diğer okuyucular için faydalı bir paylaşım olmuştur. Yazı ile ilgili düşüncelerinizi yorum kısmından benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle kalın.