Soru:

Merhabalar.

Biz 2013 Şubat ayında eşimle bir ortak arkadaşımız sayesinde tanıştık. 2013 Eylül ayında nişanlandık ve 2014 Ağustosta da evlendik. 11 aylık evliyim.

Eşimin annesi, arkadaşlık-nişanlılık döneminde kanser tedavisi gördü. 6 ay boyunca her gün sabah gidip akşam geldim. Eşime ve annesine hep destek olmaya çalıştım. Her şey çok güzeldi, ilişkimiz de öyle.

Evlendiğimizin ertesi haftası annesi planlar yapmaya başladı. Biz her hafta sonu onun annesinin planlarına uymak zorunda kaldık. Yeni evli olmamıza rağmen aylarca evimizde bir pazar kahvaltısı yapamadım. Tabi bu dönem benim ailem hep ikinci planda tutuldu. Ben bu durumdan rahatsız olup araya mesafe koydum, tabi 6 ay kadar sonra. Her davetinde gitmedim, onun istediği şekilde hafta sonlarımı geçirmedim. Gerekirse evde kaldım. O dönem eşim işten ayrılmak zorunda kaldı. Evlilik borçları, maddi sıkıntı. Ben ilgisizliğinden yakınmaya başladım. Duygusal anlamda tatmin olamadım. Cinsel hayatımız ilk aydan beri çok seyrek devam ediyor. Bazen ayda 2 kez. Bu ay 1 kez oldu. Cinsel olarak isteksizlik benden kaynaklanıyor. Eşim arkasını dönüp uyuduğu için o konuda soğudum. Ama evlilik öncesinde düzenli cinsel ilişkimiz vardı.

Eşim maddi sıkıntı, annesiyle görüşmeleri seyrekleştirmem, cinsel ilişkinin olmaması ve duygusal beklentilerim yüzünden anlaşamadığımızı, ayrılmak istediğini söyledi 6 ay önce. Ben çok erken gördüm bu durumu ve kabul etmedim. 7 yıllık öğretmenlik hayatımdan sonra ilk kez bu yıl çalışmadım. Yeni bir ev, evlilik, çalışmamanın verdiği sıkılganlık, yalnızlık, bilmediğim bir semt. Benim için de kolay geçmedi tabi. Birçok hatayı yalnızlıktan, ilgisizlikten yaptığımı düşünüyorum.

Çok fazla kavgamız olmadı bizim. Ama ben sinirli bir yapıya sahibim ve sinirlendigimde ne soyledigimi duymam. Bir erkeğin onurunu kıracak kelimeleri söyledim. Ona güvenmediğimi, ona güvenmeden evlendiğimi bile söyledim. O da zamanla benden soğudu. Ve dün yine ayrılmak istediğini söyledi. Bu evliliğin çok sürmeyeceğini, bir şeyler paylaşamadığımızı, benden soğuduğunu söyledi. Ben eşimden ayrılmak istemiyorum. Onu seviyor ve ona değer veriyorum. Maddi anlamda destek olmaya çalışıyorum. Düğündeki tüm takıları verdim. Şimdi arabamı satıp model değiştirmek istiyor, evlenmeden önce aldığım, kendime ait aracımı. Dün ayrılmak istediğini söyledi, bu gün de aracı değiştirmek istediğini. Davranışlarına anlam veremiyorum.

Ne yapmalıyım? Bu durumda evlilik terapisi bize iyi gelir mi? Ya da, kendimde gördüğüm hataları düzeltmeye mi çalışmalıyım? Eşimle kaliteli zaman mı geçirmeliyim? Cevap verirseniz çok mutlu olurum.

Cevap:

Merhaba. Sorunuza cevap ararken ilk bilmeniz gereken şey, yaşadıklarınızın “çok boyutlu” olduğudur. Yani, sizin kişilik yapınız, eşinize karşı tutumlarınız, eşinizin kişilik yapısı, size karşı tutumları, içinde büyüdüğünüz aile yapıları vb. şu anda birbirinize verdiğiniz tepkileri şekillendiriyor. Dolayısıyla, “Yaşadıklarınızın sebebi budur.” ve “Şunu yaparsanız işler hallolur.” tarzında yaklaşımlar doğru değildir.

Tavsiye Bağlantı: Evlilik Nedir?

Söylediklerinizden anladığım kadarıyla, eşinizin ailesiyle (özellikle annesiyle) ilişkisi “iç içe geçmiş” bir yapı arz ediyor. İç içe geçmiş yapılarda, kişiler kendilerini ötekilerden (eşinizin durumunda anneden) ayrı bir varlık olarak algılayamazlar. Yani ayrı bir duygu dünyası, ayrı bir düşünce dünyası oluşturmakta, ayrı bir kendilik sahibi olmakta zorlanırlar. Şayet eşinizin durumu böyleyse, annesinin kabul etmeyeceği bir şeyi dile getirmek eşiniz için çok zordur, neredeyse mümkün değildir. Annesinin taleplerini zaman zaman yanlış bulsa da ona “Hayır” demekte çok zorlanır. Sizin talepleriniz ve annesinin talepleri çatışırsa, eşinizin içinden annesinin talebini yerine getirmek geçecektir. Hatta sizden de içten içe, kendi gibi davranmanızı, kendiniz annesinin ellerine bırakmanızı bekleyecektir. Bu olmadığında da size kırılacak ve/veya öfkelenecektir. (Bu anlattıklarımın doğru şeyler olduğunu söylemiyorum tabii ki, durumu anlatmaya çalışıyorum.) Bu durumda, yapabileceğiniz en yanlış şey, annesi ile karşı karşıya gelmek olacaktır. Bu, annesinin dediklerini yapmanız demek değildir. Sadece, derdinizi “annesi üzerinden” değil, “kendi beklentileriniz” üzerinden ele almalısınız. Meseleye, “O kadının dediği olmayacak.” şeklinde değil de, “Ben buna ihtiyaç hissediyorum.” şeklinde yaklaşmalısınız.

Anlattıklarınıza sizin açınızdan bakmaya çalıştığımda ise, “duygusal yoksunluk şeması” dediğimiz bir kişilik yapısına sahip olabileceğinizi düşündüm. Şayet öyle ise, eşinizden gelecek duygusal tepkilere çok fazla odaklanırsınız. Mutluluğunuz sanki onun size vereceklerine bağlıymış gibi yaşarsınız hayatınızı. Beklentilerinizi karşılamadığında ise, büyük bir hayal kırıklığı ve öfke yaşarsınız. Bu da zamanla ilişkinizi bozucu bir hal alır. Aslında, farkında olmadan eşinize benzer bir tutum sergilersiniz: O kendini annesinden ayrı düşünemez, siz kendinizi eşinizden ayrı düşünemezsiniz.

Sonuç olarak şunları söyleyebilirim:

  • Öncelikle mutluluğunuzu eşinize bağlamamalısınız. Onun ilgisi olmadan da mutlu olmayı beceremezseniz evliliğinizin sağlıklı gidebileceğini düşünmüyorum. Eşiniz olmadan da bir dondurmadan tam olarak haz almayı becerebilmelisiniz.
  • Eşinizin annesini gündem yapmamalısınız, kendi ihtiyaçlarınıza odaklanmalısınız.
  • Mümkünse evlilik terapisi desteği alın.

Eşiniz evlilik terapisini kabul etmezse, bireysel terapi almanızı ve ilişkiniz üzerindeki etkinizi ve gücünüzü keşfetmeye çalışmanızı öneririm.
Muhabbetle kalın.