Mit, “efsaneleşmiş kavram ya da kişi” anlamına gelen bir kelimedir.  önüne cinsel kelimesini alınca yalan yanlış, çoğu zaman abartılı, bilimsel gerçeklikten uzak ve toplum için tehlikeli bir anlam ifade edebilir.

Bireylerin cinselliğe olan yaklaşımları kültürel faktörler, sosyal normlar ve din gibi unsurlardan etkilenmekte ve bu etkenler bireylerin cinselliğe bakış açısı şekillenmektedir. Gelenekler ve din bir toplumdaki bireylerin cinselliğe bakış açısını önemli ölçüde etkiler. Cinselliğe bakış açısı ülkeden ülkeye farklılık gösterdiği gibi aynı ülke içinde bölgeler arasında da farklılık gösterebilir. Cinsellikle ilgili yanlış bilgilendirme ve bilgi eksikliği bireylerde kaygı, suçluluk, korku gibi bir çok negatif duyguya sebep olabilmekte ve cinsel bozukluklara yol açabilmektedir. Yanlış inanışların en sık görülen çeşidi cinsel mitlerdir. Özmen’in çalışmaları gösteriyor ki, eksik veya hatalı bilgi içeren cinsel mitler, genellikle ergenlik döneminde arkadaş çevresi, kardeşler, gazete, dergi, kitap gibi çeşitli yollarla gençlerin kafasında yer bulur ve pornografik yayınlarla pekişir ve ayrıca bu çalışmalar cinsel mitlerin özellikle erkeklerde beklentileri olumsuz yönde etkileyerek, başarısızlık ve yetersizlik hissine neden olarak cinsel işlev bozukluklarına neden olduğunu gösterir.

Tavsiye Bağlantı: Evlilik Nedir?

Zilbergeld toplumlarda özellikle erkekler için cinsellikle ilgili yerleşik bazı cinsel mitlerin varlığını vurgulamış ve bu mitlerin cinsel işlev bozukluğunun oluşumunda ve devamında çok önemli bir yeri olduğunu bildirmiştir. Ayrıca cinsel mitlerin “gerçek” erkeğin ya da “kadının” nasıl düşünmesi ve davranması gerektiğiyle ilgili bir kalıp oluşturduğuna işaret etmiştir ve mitlerin yaygınlık ve etkileri ile bunların CİB ile ilişkisini araştırmıştır. Zilbergeld’e göre sertleşme bozukluğu olan erkeklerde cinsel mit inanışları ve cinsellikle ilgili yanlış bilgiler sıklıkla gözlemlenir. Bir erkek her zaman sekse hazırdır, gerçek bir erkek cinsel olarak aktiftir, cinsellik cinsel birleşme demektir gibi erkeklerde yaygın olarak görülen cinsel mitler çiftlerin başarısızlıkla sonuçlanması muhtemel bir cinsellik yaşamasına sebep olurlar. Bu gibi durumlarla karşı karşıya kalan erkekler kendi cinsellikleriyle ilgili negatif fikirler geliştirir ve kendilerini cinsel olarak başarısız görürler.

Zilbergeld tarafından öne sürülen erkeklerin yaygın olarak inandığı cinsel mitlerin yanı sıra, Hawton da kadınlar tarafından yaygın olarak inanılan cinsel mitlerin çifte standartlığına dikkatleri çekmiştir: seksi başlatan kadın ahlaksızdır, seks ancak bir erkeğin başlatmasıyla gerçekleşmelidir, mastürbasyon kirli ve zararlıdır ve cinsel ilişki sırasında fantazi kurmak yanlıştır gibi mitler bu çelişkiyi gözle rönüne serer. Bunlara ek olarak, Wincze ve Barlow erkek cinsel işlev bozukluklarının altında yatan cinsel mitlerin aşırı derecede cinsel performans beklentisi ve kadınların cinsel tatminleriyle ilgili hatalı bilgiler olduğunu belirtmiştir.

Yaygın bazı cinsel mitler şunlardır:
1. Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır.
2. Başka şeylerde olduğu gibi, cinsellikte de başarıya ulaşmak çok önemlidir.
3. Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır.
4. Sevişmeyi başlatan kadın ahlaksızdır.
5. Sevişme cinsel birleşme demektir; onun dışındakiler önemli değildir.
6. Erkeğin penisi sertleştiğinde en yakın zamanda boşalmalıdır.
7. Sevişme her zaman doğal ve kendiliğinden olmalıdır: Sevişme hakkında konuşmak veya düşünmek onu bozar.
8. Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeye gitmelidir.
9. Erkekler bazı duygularını belli etmemelidir (ağlamak gibi).
10. Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilmelidir.
11. Sevişme ancak iki tarafın birlikte orgazm olması ile güzeldir.
12. Eşler birbirlerini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler.
13. Sevişmek cinsel organda sertleşmeyi gerektirir.
14. İyi bir sevişme heyecanlanmanın sürekli tırmanması ve orgazmla sonlanması demektir.
15. Mastürbasyon kirli ve zararlıdır.
16. Cinsel ilişki sırasında müstürbasyon yanlıştır.
17. Erkeğin penisinde sertleşmenin kaybı eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.
18. Cinsel birleşme sırasında fantazi (hayal) kurmak yanlıştır.
19. Erkek veya kadın sevişmeye hayır diyemez.
20. Sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli ve kesin kurallar vardır.

Çoğunlukla erkeklerin katıldığı (n = 111-130) bir araştırmada ilk dört sırada yer alan mitler ve oranları şöyledir; “her erkek, her kadına nasıl zevk vereceğini bilmelidir”(%77.8), “erkek her zaman seks ister ve her zaman sekse hazırdır”(%73.1), ” iyi sekste amaç cinsel birleşmedir”( %70.1), “sertleşme daima cinsel arzu ile uyarılma işaretidir”(%66.5).

Kukulu ve arkadaşları tarafından üniversitede okuyan öğrencilerinin cinsel mit inanışlarını değerlendirmek için yapılan bir çalışmada erkek öğrencilerin (n= 308) yaklaşık üçte biri cinsel eğitimin cinsel isteklerini artırdığını belirtmiştir. Yine aynı çalışmada erkek öğrencilerin yarısından fazlası bakire bir eşin cinsel tatminlerini artırdığı ve sünnet olmanın penisin temizliği için önemli olduğunu belirtmiştir. Öğrencilerin cinsel mit inanışları sosyal ya da sayısal bölüm okuyanlar arasında bir farklılık göstermemiştir.

Araştırmalar ülkemizde farklı bölgelerde yapılmasına ve hatta yüksek tahsil görmüş bireylerde uygulanmasına rağmen cinsel mitlerin ne denli topluma yerleştiğini gözler önüne sermektedir. Yakın tarihte hemşirelik ve ebelik eğitimi gören 397 kız öğrenci üzerinde yapılan bir araştırma gösteriyor ki, öğrenciler arasında en sık görülen dört cinsel mit şu şekildedir:

  •  Eşler birbirlerini sevdikleri takdirde sevilmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler(%75.1),
  • Cinsel ilişki sırasında eşler birbirlerinin ne düşündüğünü ve ne istediğin bilirler( %69),
  • Erkek cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır(%66.2),
  • Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilir(%65.7).

Kayır A. ve Kora K. ‘nın yapmış oldukları bir diğer araştırmada bazı mitlere genç erkek ve genç kızların yaklaşımlarının istâtistiksel olarak önem arz etmekte olduğu, gençlerin karşı cins hakkındaki fizyolojik ve anatomik bilgilerinin yetersiz olduğu, hemcinsleri hakkındaki bilgi düzeylerinin yetersizliğinin cinsel işlev bozukluğuna yol açabildiğini ortaya konmuştur.

Yapılan bir çok araştırmanın öneri bölümünde ortak kanı olarak, her yaştan bireylerin cinsel bilgilerinin yanlışsa düzeltilmesi, eksikse tamamlanması ve yoksa doğru biçimde verilmesi ve ilgili kuruluşlarda cinsel bilgiye ve özellikle mitlere yönelik konulara yer verilmesi ve böylece toplumun cinsel bilgi düzeyinin artacağı önerilmiştir.